
Ankara’da yaşayan Savaş Ataş, çocuklarının devlet okullarında eğitim almasını istemediği için radikal inançları doğrultusunda eşi Nejla Ataş’a karşı harekete geçti. Okulların açılmasına bir gün kala, “Atatürk’ün okullarına gitmesinler” diyerek iki çocuğunu Konya’ya kaçırdı. Selefi inançları nedeniyle çocuklarına yetersiz beslenme uygulatması ve onları aç bırakması, durumu daha da vahim hale getirdi.
Baba, çocuklarını annesine teslim etme şartı olarak evine operasyon düzenlenmemesi talebinde bulundu. Nejla Ataş, çocuklarını geri almak için bu şartları kabul etti ve çocuklarını güvenli bir şekilde geri aldı. Ancak, çocukların durumu acil bir tedavi gerektirecek kadar kötüydü.
Nejla Ataş, çocuklarını bulmak için büyük çaba sarf ettikten sonra, Ankara Terörle Mücadele ekiplerinin de devreye girmesiyle, Savaş Ataş’ın Konya’daki bir evde gizlendiği tespit edildi. Çocukların, babalarının inançları nedeniyle sadece bir öğün yoğurt ve ekmekle beslendikleri, uzun süre kapalı tutuldukları ve temel kişisel bakımlarının ihmal edildiği belirtildi.
Çocuklar, gördükleri psikolojik destekle birlikte mahkeme ifadelerinde babalarının kendilerini okuldan mahrum bırakmak için kaçırdığını belirttiler. Boşanma davasının ardından, Nejla Ataş, eski eşine karşı çocuklarının eğitim hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle yeni bir dava açtı. Şu an 11 yaşında olan büyük oğlu, babasının niyetini açıkça ifade ederek, Atatürk okullarına göndermemesi için kendilerini kaçırdığını ve bu nedenle onunla görüşmek istemediğini dile getirdi.
Dava sürecinin yanı sıra, Ankara’da çocuklara radikal fikirler aşılayan yasadışı yapılara yönelik de operasyonlar gerçekleştirildi. Emniyet güçleri, bu yapıların çocukları eğitmek amacıyla alıkoyduğu birçok kişiyi gözaltına aldı ve karanlık bir ağı çökertti. Bu olay, sadece bir ailenin hikayesinden ibaret değil; aynı zamanda toplumsal bir sorunun da görünür hale gelmesine yol açtı.
