Gökyüzüne baktığınızda düzenli bir hareket gözlemleyebilirsiniz. Gezegenler rastgele değil, daima Güneş’in izlediği “ekliptik” denilen yol boyunca hareket ederler. Venüs ve Merkür her zaman Güneş’in önünden geçiş yaparlardı ancak küçük sapmalar bu kusursuzluğu bozar. Bu düzen, Jüpiter’in muazzam kütle çekiminin diğer gezegenleri bir arada tutmasına bağlanır. Ancak Güneş’in kendi ekvatorunun bu düzlem ile neredeyse aynı hizada olması sadece kütleçekimiyle açıklanamaz, bu düzenin bir “böyle doğduğunu” işaret eder.
Bu düzenli duruşun sebebi ise gezegenlerin ortak bir doğum hikayesinden miras almasıdır. Yıldızlar ve sistemleri, hidrojen bulutlarının ve süpernovalardan kalan tozların kütle çekimi etkisiyle oluşur. Bu bulutlar daraldıkça dönerek disk şeklini alırlar ve sonunda gezegenler bu diskten doğar. Modern teleskoplar sayesinde genç yıldızların çevresindeki disklerin doğrudan gözlemlenmesi sağlanmıştır. Bu diskler sayesinde gezegenler başlangıçtan itibaren aynı hizada dönerler.
Ancak bazı sistemler bu düzene uymaz, TRAPPIST-1 sistemi gibi. Bu sistemdeki yedi gezegen o kadar düzgün hareket eder ki, yıldızlarını aynı açıdan gölgelerler. Her ne kadar bu düzen evrende standart olsa da, bazı sistemler bu kuralı çiğner ve kaos oluşturur. Bu istisnalar, evrenin genel bir düzeni olduğu kadar sürprizlere de yer olduğunu gösterir.
