Öğretmen Mi, 7/24 Erişilebilir Çağrı Merkezi Mi? –

“`html

“Telefon Numarası Benim Kişisel Varlığımdır, Kamuya Ait Değildir!”

Bir kadın öğretmenin sosyal medyada paylaştığı mesaj, bu konudaki önemli bir tartışmayı başlattı:

“Merhaba,
Öğretmenlerin, velilerle WhatsApp, Bip gibi uygulamalarda grup oluşturmaya zorlanmasından rahatsızım. Çocuklar, veliler ve tanımadığım kişilerin elinde telefon numaram var. Veliler iletişim kurarken rahatsız edici olabiliyor ve birileri numaramı tanışma sitelerinde yayıyor. Bu benim başıma geldi ve çok rahatsız oldum.

Numaramın velilerde bulunmasını istemiyorum. Eğer bu konuyla ilgili CİMER’e bir şikayet yazsam sonuç alabilir miyim?”

Bu, bir öğretmenin çaresizliğini dile getiren bir mesaj. Yorgun bir günün ardından evine dönen ve kendi çocuğuna zaman ayırmaya çalışan bir anne olarak bu durumda ne kadar zorlandığını gözler önüne seriyor.

Burada mesele yalnızca “WhatsApp grubu” kurma zorunluluğu değil, aynı zamanda bir kamu görevlisinin özel hayatında yaşanan sistematik ihlallerdir.

Öğretmenler, velilerle iletişim sağlamak amacıyla WhatsApp ve benzeri uygulamalarda grup kurmaya zorlandıkları bir gerçektir. “Zorlanıyor” ifadesini özellikle vurgulamak gerekiyor, çünkü bu genelde bir tercih değil, fiili bir zorunluluk haline dönüşüyor. Müdürlerin talimatları ve ilçe eğitim müdürlerinin beklentileri bu durumu güçlendiriyor.

Sonuç olarak, telefon numaraları belirsiz kişilerin elinde dolaşıyor.

 

Öğretmenin Telefonu Neden Herkesin Elinde?

Bir öğretmenin mobil numarası, çocuğunun öğretmeni olan 25-30 ailenin ve o ailelerin eşlerinin, akrabalarının, hatta tanımadıkları üçüncü şahısların rehberinde yer alıyor. Artık bu bilgi kontrol edilebilir bir gizlilikten çıkıyor.

Diğer bazı vakaları paylaşmakta fayda var:

* Gece 23.47: “Hocam yarın beden eğitimi var mı?”

* Pazar sabahı 08.12: “Hocam, ödev buydu ama anlamadık, foto atar mısınız?”

* Bayram günü: “Hocam, bizimki defteri kaybetmiş, ne yapalım?”

Mesai, hafta sonu, tatil kavramları yok. Öğretmen kamu görevlisi olabilir, ancak köle değildir.

 

Bu Bir İletişim Değil, Bu Bir Ablukadır

Velilerle sağlıklı bir iletişim kesinlikle önemlidir. Ancak bu iletişim, karşılıklı saygı üzerine kurulmalı, sürekli erişilebilirlik üzerine değil.

Bir öğretmen, telefonunu sessize almak zorunda kalıyorsa; profil fotoğrafını kaldırmak zorundaysa; “bu sefer kim mesaj attı?” kaygısıyla yaşıyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir.

Durum daha da kötüsüyle sonuçlanıyor. Öğretmenlerin telefon numaralarının, bilgisi dışında tanışma sitelerine verildiğini biliyoruz. Gece yarısı tanımadıkları kişilerden mesaj alan kadın öğretmenler var. “Numaranızı filan kişi verdi” şeklinde mesajlar alarak huzursuz olanlar çoğunlukta.

Bu artık sadece pedagojik bir sorun değil; ciddi bir kişisel güvenlik meselesidir. Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na da açık bir aykırılık teşkil etmektedir.

 

O Zaman Herkes Herkese Ulaşsın!

Mademki bir öğretmenin telefonu kamuya açık bir iletişim hattı gibi kullanılmaya uygun…

O zaman tüm öğretmenler de diledikleri zaman ilçe milli eğitim müdürüne WhatsApp’tan yazabilir mi?

* Gece 01.15: “Sayın Müdürüm, kalorifer yanmıyor.”

* Cumartesi 23.40: “Efendim, okulun camı kırıldı, bilginize.”

Hatta daha ileri gidelim. İlçe milli eğitim müdürünün telefon numarası tüm öğretmenlerin elinde bulunsun. O da gece gündüz mesaj alsın.

Bu yeterli değil. Kaymakam Bey, Vali Bey. Onların numaraları da bölgelerindeki öğretmenlerin rehberinde yer alsın. Bilgileri dışında kurulan WhatsApp gruplarına aniden eklensinler. Mesai saati kavramı ortadan kalksın. Herkes herkesin özel hayatını sınırsız şekilde ihlal edebilsin. Olur mu? Olmaz.

Çünkü devlet ciddiyeti, kurumlar arasındaki hiyerarşi ve özel hayatın dokunulmazlığı korunmalı. Peki, öğretmen söz konusu olduğunda bu kavramlar neden havada kalıyor?

 

Kamu Görevlisi Olmak, Özel Hayatı Terk Etmek Değildir

Bir öğretmen, görevini okul saatleri içerisinde ve mevzuat çerçevesinde gerçekleştirir. Resmi yazıların iletim yöntemleri belirlenmiştir. Veli görüşmelerinin yapılma yerleri de bellidir. Kişisel cep telefonları, kurumsal tebligat aracı değildir.

Ancak pratikte sıkça öyle kullanılmakta. Bu durum sadece psikolojik baskı yaratmıyor; hukuki risk de doğuruyor. Bir mesaj yanlış anlaşıldığında ya da bir cümle bağlamından koparıldığında, ekran görüntüsü alınarak farklı yerlere servis ediliyor… Öğretmen savunma yapmak zorunda kalıyor.

Kurumsal koruma yok. Resmi kayıt yok. Denetim yok. Ama sınırsız erişim var. Bu kabul edilemez.

 

Kadın Öğretmenler İçin Risk Daha Büyüktür

Konuyu açıkça dile getirelim. Kadın öğretmenlerin maruz kaldığı taciz vakaları, erkek öğretmenlere kıyasla istatistiksel olarak daha fazladır.

* Profil fotoğrafından sosyal medya hesabı bulanlar…
* “Yanlışlıkla” özelden yazanlar…
* Gece mesaj atıp sabah “eşim yazmış” diyenler…

Bir de işin en çirkin boyutu var; telefon numarasını tanışma sitelerine hukuksuzca verenler. Bu bir suçtur. Ancak suçu oluşturacak zemin hazırlayan düzensizliğe kim dur diyecek?

Bir öğretmenin görevini yaparken güvenlik riski yaşaması kabul edilemez.

 

CİMER’e Yazmak Çözüm Mü?

Evet, yazılmalıdır. CİMER, vatandaşların ve kamu görevlilerinin şikayet haklarını kullanabileceği resmi bir başvuru mekanizmasıdır. Ancak bu sorun sadece bireysel değil; toplumsal bir meseledir. Gönderilen her dilekçe kayda alınır ve her başvuru istatistik oluşturur. Her şikayet, idarenin önüne bir veri olarak düşer.

Ama asıl çözüm, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanacak bir genelgede bulunuyor. Kişisel cep telefonu üzerinden veli grubu zorunluluğuna son verilmelidir. Kurumsal, kayıt altında tutulan, mesai saatleriyle sınırlı dijital iletişim sistemleri kurulmalıdır. Öğretmenin özel hayatı güvence altına alınmalıdır.

 

Öğretmen Susarsa, Sorun Büyür

Bugün birçok öğretmen “İdareyle ters düşmeyeyim” düşüncesiyle sessiz kalıyor. “Boş ver, katlan” deniyor. Ancak her suskunluk, sorunun normalleşmesi riskini taşıyor. Bir kamu görevlisinin kişisel verisinin kontrolsüz bir biçimde yayılması asla normal değildir. Gece yarısı mesaj almak normal değildir. Tacize açık hale gelmek normal değildir.

Öğretmenlik kutsal bir meslek olabilir. Fakat öğretmen, insanüstü bir varlık ya da süper kahraman değildir. Dinlenmeye, özel alana ve güvenliğe ihtiyaç vardır. Mesai saatleri dışında ulaşılamama hakkı bulunmaktadır.

 

Mesele Sadece Telefon Numarası Değil, Saygı Meseledir

Telefon numarası küçük bir ayrıntı gibi görünebilir. Ancak aslında mesele, öğretmene duyulan saygıyı gösterir. Öğretmenleri bir kamu hizmeti sunan profesyoneller olarak mı görmeliyiz? Yoksa 7/24 ulaşılabilir bir kriz çözüm merkezi olarak mı? Eğer bir toplum, öğretmenine kişisel sınır koyma hakkı tanımıyorsa; o zaman güvenliği içeren herhangi bir sınırı da koruyamaz ve açık hedef haline gelebilir.

Bugün öğretmenin telefonuna giden keyfi bir mesaj, yarın başka bir kamu görevlisinin özel hayatına kadar hadsiz bir şekilde uzanabilir. Hukuk ve sınır, herkesin korunmasına yönelik olmalıdır. Korunmalıdır da. Eğer öğretmenin telefonu herkesin erişimine açılacaksa, o halde herkesin telefonu da herkesin erişimine açık olmalıdır. Olmuyorsa — ki mümkün değil — o zaman öğretmenin numarası da kamu malı değildir.

Öğretmenler köle değildir. Kadın öğretmenler sahipsiz değildir. Bu konu, sıradan bir “WhatsApp grubu” meselesi değil. Bu, saygı meselesidir, güvenlik meselesidir ve devlet ciddiyeti meselesidir.

Hakan MUHTAR

 

“`